Vakit gazetesinde Özsoy ağabeyden bahis

MUBAREK VE AZİZ KARDEŞİM ALİ ERKAN BEYEFENDİ…

5 Nisan 2010

2 Nisan 2010 tarihi Vakit gazetesindeki, aziz Üstadım ve ağabeylerimizin Merhum Özsoy ve benim için “siz ikiniz iki ceset bir ruh gibisiniz” dedikleri Özsoy ağabeyimden bahsetmeniz beni çok mütehassıs etti. Hadsiz derecede memnun oldum. Demek sizde o aziz ağabeyimin yüzlerce belki de binlerce yetiştirdiği ve hidayetine vesile olduğu Nur talebelerinden birisiniz. Vefanızı ve kadirşinaslığınızı göstererek Özsoy ağabeyden bahsetmeniz İnşaallah onun kabrine Nurların yağmasına ve in’ikas etmesine binler Fatiha okumuş gibi vesile olmuştur.

Sizinde ifade ettiğiniz gibi baştan sona seraba erkân-ı İmaniye dersini bu asrın fehmine göre hitap ederek veren Risale-i Nurları onunla çok mütalaa etmiştik. Hem de beraber yattığımız Konya hapsinde ve Ankara Hapsinde bin bir güçle tedarik edebildiğimiz Risale-i Nurları hem kendi nefsimize hem de Mahkûmlara ders yaparak birçok Nur dersinde beraberce bulunmuştuk.

Ben bilhassa Konya hapsinde çok zulme maruz kalmıştım. Beni eli arkadan çok sıkı kelepçeli olarak dört gün ondan sonraki on beş günde Prangalı olarak hücreye atmışlardı. On dokuz gün sonra hücreden çıkınca Özsoy ağabey bana hitaben “Ağabey sen orada (Hücrede) uyuyamadığın için 19 gündür bende geceleri uzanarak hiç uyumadım, sadece acz ve fakrımdan dolayı uyukladım” demişti. Özsoy ağabey insanların hissiyatıyla ve ızdıraplarıyla yaşar ve onların haz ve lezzetleriyle bir Cennet-i hususiyeyi ruh ve latifeleriyle yaşardı. “İnsan, İnsan olmak hasebiyle gayrın lezzetinden mütelezziz olduğu gibi gayrın eleminden de müteellim olandır.” Hakikatini çok iyi anlamış ve o hakikati bizatihi yaşamış olan bahtiyarlardandı.

Cana yakın davranışlarıyla, daima mütebessim olan hal ve etvarıyla gönüllere bir muhabbet sultanı olarak nüfus eden Özsoy ağabey şimdi âlem-i bekada aziz Üstadıyla ve hemşerisi olan Zübeyir ağabey ve diğer ağabeylerle beraber bir halka-i Nuriye içerisinde Risale-i Nurlardan dersler yapıyorlardır. Kim bilir kimler onların o Kur’ani ve İmani derslerine katılıyordurlar. Sizinde bahsettiğiniz 7. Şua olan Ayetü’l-Kübra, 33. Söz 22. ve İsm-i Azamı izah eden 30. Lem’a gibi harikulade bir insicam ve tenasüple beraber, sibak ve siyak muvazenesine hassasiyetle riayet edilerek Sünühat nev’inden telif edilen Risale-i Nurları ahirette de mütalaa edebilmek, İnayet-i İlahiye ve Rahmet-i İlahiye’nin bir cilvesi olmak hasebiyledir herhalde.

Evet, aziz kardaşım Cenab-ı Hak sizlere de, bizlere de Risale-i Nurları devamlı mütalaa etmeyi ve halis bir Nur Talebesi olmayı ihsan etsin ve bizleri İman ve Kur’an’a hizmetten bir an bile ayırmasın.

Rabbim sizi iki cihanda mesut ve bahtiyar etsin. Hizmet-i İmaniye ve Kur’an’iye de ihlâsla muvaffak eylesin Âmin…

Bu dürus-u Kur’an’iye de bir kardeşiniz olan

İsmail ANBARLI